27 Mayıs 2016 Cuma

HANGİ DEPARTMAN DAHA GEREKLİ? BİR DE HAKİKATTEN BU İK NE İŞ YAPAR?

İşletmeler yaşayan organizmalardır derler. Sonrada derler ki mesela her departman bir organ belki birkaç organa denk düşer. Sonra yine çay arası verilir, çaktırmadan İK hakkında, X departman müdürü genel müdüre ‘yahu sadece para harcayan bir departman mı olur? İK ne gereksiz bir departman?’ deyiverir. Biraz önce konuşulan tüm bıdı bıdılar oldu mu size şimdi hep bir çöp.

Herkesin gözünde kendi departmanı en gerekli departman. O olmasa işletme ölür! Hele ben gitsem iş yapamazlar modu var, o ayrı konu. İnsan kaynakları ne yapıyor ki? Kafalarda ki deli değil, zır deli soruların başında bu gelir? Ama İK’nın işi tabi herkesin yapabileceği türden görülür. Çünkü sanılır ki İK sadece işe adam alır, adam çıkartır. Kardeşim performans desem bilgisayarının, arabanın hızından başka bir şey gelmez aklına, yetkinlik desem o ne çeşit etkinlik dersin, olmadı yetenek yönetimi desem aklına acun gelir ‘yeteneksizsiniz’ malum, sen hala neyin peşindesin acaba? Herkese göre en mühiminin kendi işi olması noktasında yapılacak bir şey yok. Satış yıllarımda ‘satmasam muhasebeci maaşını mı alacak sanki’ demişliği olanlarla çalışmış biri olarak bunun ne kadar olası  olduğunu görüyorum. Hatta işini çok önemli görüp öyle davranıyorsan da ne ala. Ama iş yarıştırma noktasına girdiğinde tehlikeli. Çünkü her iş bir değer yaratır, az çok ama ne gerekiyorsa o oluşur mutlaka. Departmanlar için benim bir benzetmem vardır, puzzle’a benzetirim ben. Bir parçası eksik bir puzzle tam olabilir mi? Ne kadar küçük bir parça olursa olsun, o eksiklik tamlığın en büyük düşmanı olur çıkar. Dolayısıyla sayın okuyucu, sayın çalışan, sayın direktör, sayın genel müdür, sayın işveren, sayın siz lütfen artık bu mesnetsiz tartışmayı zihinlerimizden geri dönemeyecek şekilde yok edelim. Tüm departmanlar ancak diğerlerinin hızı kadar hız alabilir. Başarısı, kadar başarıya ulaşabilirler. Tek başına ipi göğüsleyen bir lojistik departanı henüz görülmedi. Bu bir maraton ve yan yana kol  kola koşmaya alışmamız gerekli. Elbette çatışmalar, sürtüşmeler olacak, kaçınılmaz. Fakat herkes bilecek ki  departmanlar arası iletişimi düzgün tutabildiğimiz ölçü de gelişim hızlanacaktır. Velhasıl İK ne yapar biliyor musunuz? Hiçbir şey yapamasa, ‘Şantiye şefi aniden bıraktı, bittik biz! Ne yapacağız?’ dediğinizde ağlanacak omuz olur. Şaka şaka tüm gücüyle yüklenir ve en kısa zamanda o eksiği tamamlar, işlerin rayından çıkmasına engel olur. İşte bu basit örnekte ki amacım odur ki en basitiyle İK hayat kurtarır. Tüm diğer departmanlarda da aynı durum mutlak olur.


Yaşasın departmanların birliği! Yargı koymak iletişimin önünde ki en büyük engel. Değil bir işe, insana hiçbir duruma doğrudan yargı koymak insani ve faydalı değil. Gün yargıları hiç bulamayacağımız bir yere bırakma günü. Bugünden, kendinizden başlayın ve bu işin neferleri olalım hepbirlikte. Her iş değerli. Her insan değerli. En başta da kendimiz. Yargısız konuşmalar, iş hayatında gülümseyen bakışmalar herkese…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder