23 Mayıs 2016 Pazartesi

İK SÜREÇLERİ KATİLİ İŞVEREN OLMANIN GARANTİLİ BEŞ YOLU!



ÇALIŞANA META MIDIR? NEDEN OLMASINLAR YAHU!

Çalışanı bir meta gözüyle bakan işletme felsefesi bellidir; biri  gider, diğeri gelir. Bu işletmenin bağlanma sorunu vardır aslında. Kime kıymet verse hop başka şirket kapmakta. O ise kendime dönüp iyileştirme mi yapsam diye düşüneceğine, dağa küser dağın haberi yok. Der ki gelen ağamsa, giden de paşam ve sömürge imparatoru ilan eder kendini. Çalışanın artık eti mi olur, sütümü bilinmez yararlanmak üzerine kurar sistemi. Kıymetsiz olan çalışanlar işletmeyi bir pazar yeri gibi doldurup doldurup boşaltırken, aslında ne kadar zarar uğrar hesaplamaya kalksa matematiği yetmez. En yakın ilişki uzmanı tavsiyem olur.

EĞİTİM Mİ? HEP MASRAF BUNLAR!

Eğitim bütçesi değil lafı edildiğinde tüyleri diken diken olur işverenin. Ne eğiti mi? Ayşen iyi kız yanına oturtun öğrensin! İyi de geçen ay Ayşe’nin yanına iki yeni personel oturduk, oturmasıyla kalkması bir oldu diyemezsin. Çünkü o Ayşe’nden çok emin. Ayşen iyi eğitmen! Nereden bu vasıf; bilmiyoruz. Bir de zaman kaybı tabi. ‘Tabi eee şey bütçesi’ demeye dili varır mı insanın bu halde. Şirket içi kaynaklardan halletmek için savaş başlar. Geçen yıl yaptık, o ay hep düştü satışlar. Yahu ben eğitim mi aldım? İşverenlik eğitimi mi var? Bak ne güzel iş verenim! O sırada ne güzel kısmına verilecek onlarca cevap dökülür hafızadan, ama artık son atımlık kurşunla bari şu kadar saat pazarlığı başlamıştır bile.

ÜÇ KURUŞ MAAŞA ÖLESİYE ÇALIŞACAK ADAM NASIL BULUNMAZ?

İşveren hep haberleri izler, hep işsizlik yüzden bilmem kaçtır ve üniversite mezunları simit satmaktadır. Dolayısıyla o dolmayan pozisyon konusu büyük sorunsaldır. İstediğiniz kadar’efendim piyasada ki ücretin altındayız, gelen de durmuyor bu yüzden’ deseniz bile o sırada iş veren gangnam  style oynamaktadır içinden adeta. O kadar umarsız, o kadar inanmamış, o kadar konudan uzak. Hem uçsun istiyor aday, hem kaçsın. Hatta adam ama denizde yürüyor desem,koşmuyor ki diyecek,her şeye bir kulp çünkü. Yahu yok mu üç kuruşa beş köfte olur mu lafı, onu da mı duymadın be adam?

RAKİP NE YAPIYORSA AYNISINI YAPALIM!

Rakipler en büyük düşmanlar. Alçak düşman, al sana bomba! Yahu rakip büyük bütçeli işler yapıyor. Reklamından, insan kaynakları sürecine… Sen de onun yüzde ellisini harcatıp aynı reaksiyon için yağmur duasına çıkmışsın. ‘Onlarda böyle ama bu şekil…’ demeye kalmadan el cevap gelir ‘yaparsın’. Sen yaparsın gazıyla odadan çıkıyorsun. Ben yapar mıyım dedirteni oldu, düşün artık!

MOTİVASYON NEYMİŞ!


Efendim çalışan mutluluğunu arttırmak için motivasyon gerekli. Verimde artacak vs açıklarken hülyalara dalar işveren. Motivasyon neydi?  emek miydi? Olmadı yemek miydi? O da neymişler, boşa masraf, israf, zaman mı var. Hem ne anlar onlar var bir de. Neler anlarlarda ben sana anlatamam diyemiyorsun boğazda bir yumruk, bari şirkette kahvaltı yapalıma geliyor iş. O zaman herkes bir şey getirsin diyor, ağlamak istiyorsun içine içine artık olduğu kadar…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder